EY ALLAHIM!

22/1/2008 - KORKU

KORKU

 

Öyleyse insanlardan korkmayın, Benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın... (Maide Suresi, 44)

 

Onlardan korkmayın, Benden korkun, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Umulur ki hidayete erersiniz. (Bakara Suresi, 150)

 

Korku Allah’ın içimizde yarattığı çok önemli özelliklerden biridir. Her insan; birçok şeyden korkar ama mutlaka korkar.

 

Korku; dünya ve ahiret hayatımızı yönlendirmektedir. Yapılan her işin arka planında korkularımız vardır. Dünyadaki ve ahiretteki yerimizi bu korkularımızın bize yaptırdıkları belirleyecektir.

 

Tarih sahnesi bunun örnekleriyle doludur. Kur'an-ı Kerim'in bize bildirdikleri hep korkularından dolayı hüsrana uğrayan insanların örnekleridir. Özellikle İsrailoğullarını anlatırken bunu daha net görürüz. Firavun güçlü ve zalim olduğu için ondan korkan İsrailoğullarını korkutmuş ve köle haline getirmişti. Allah onları Hz.Musa ile desteklemiş ve kurtarmıştı. İsrailoğulları bunu yine anlamadı ve bu sefer de Musa ve asasından korkmaya başladı. Ne yazık ki bir tek Musa'nın Allah’ından korkmuyorlardı. Çünkü Musa onlardan ayrılınca hemen sapkınlıklarına geri dönüyorlardı. Yani hayatlarının akışına korkuları yön veriyordu.

 

İnsan birçok şeyden korkar dedik. Açlıktan, eşini, işini ve çocuklarını kaybetmekten korkar. Tağutun zulmünden, zındanından, darağacından korkar. Makamını kaybetmekten, dünyanın süsünü, insanların şaşalı alkışlarını kaybetmekten korkar. İşte o korkuları nedeniyle hayat tarzını onları kaybetmeyecek şekilde tasarlar. Onlara bu imkânları sunanların Rabliğini kabul eder ve güçlüden korkarak köleleşir.

 

Allah acaba neden yalnız benden korkun diyor? Bizler Müslümanlar olarak kimden korkmalıyız? Kuran’da neden bu korku ile ilgili ayetler var? Demek ki bu insanı Allah'ın yolundan alıkoyan çok önemli bir hastalıktır. Adımları atamamanın, elleri birleştirememenin altında bu korkular var. Bugün dünya ülkeleri içerisinde Müslüman ülkelerin düştükleri zilletin tek sebebi Allah dışındaki korkularıdır. Şayet bu Müslümanlar Allah'tan korkmayı başarabilirlerse işte o zaman kurtuluş ve özgürlük gelecektir.

 

Şimdi biraz daha özele inelim. Yani bugünümüze, bizlere şöyle bir bakalım. Bizler nelerden korkuyoruz. Acaba bu korkularımız bizlerin yaşantısına ne yönde yansıyor şöyle bir düşünelim. Dünya yaşantımızda önemsediğimiz şeyleri ve onları kaybetmemek için verdiğimiz uğraşları bir hatırlayalım. Çünkü rızk elde etmek için yıllarca okuduk. İşsiz kalmaktan, yuva kuramamaktan, başkalarına muhtaç duruma düşmekten korktuk. İşimizi kurduk bu sefer de onu kaybetmekten korkarak çeşit çeşit sıkıntılara katlandık. Memleketimiz ‘’doyduğumuz yerdir’’  misali ailemizden ayrı başka şehirlere çalışmaya gittik. Ailemizden, evimizden yıllarca ayrı kaldık. İş geçimlik, ekmek derdi olunca ailelerimizde bizleri anlayışla karşıladı. Eğer ticaretle uğraşıyor isek müşterilerimizden gelen türlü hakaretleri yine ekmeğimiz deyip duymazlığa verdik. Memur isek amirlerimizden işittiğimiz azarları olgunlukla karşıladık. İşin ucunda hep işten atılma/kovulma ve ekmeğimizin korunması ve korkularımız vardı. Fakat bu davranış biçimimiz sözkonusu olan kardeşlerimiz olunca bu kadar anlayışla karşılanmadı.Çünkü bu ilişki biçimimiz maddi şeylere dayanmıyor.Bu dünyada kaybedecek bir şeyimiz oluşmuyor.Bu şekliyle müşriklere gösterdiğimiz musamahayı kardeşlerimize gösteremedik.

 

İşte bu endişeler içerisinde aç kalma korkusuyla evler arabalar sahibi olduk olabildiğincede bir köşeye paralarımızı biriktirmeye çalıştık. Zamanın acımasızlığını gördük ya adımız irticacıya çıkmasın diye haksızlıklar karşısında hep sustuk, sineye çektik. Korkularımız başka şekillerde haklılığımızın kanıtları haline dönüştü.

 

Şimdi şöyle bir yaşantımıza bir göz atalım. İman eden, Allah’ı Rabb olarak kabul eden Tevhidi Müslümanlar olarak Allah’ı ne kadar dikkate alıyoruz. Allah bizlerin gündeminde var mı ? Dünyanın geçici, fani ve boş olduğuna, ahiretin ise gerçek ve sonsuz hayat olduğuna inanan bizler o sonsuz hayat için ne yapıyoruz. Kısacık dünya hayatındaki korkularımız bize bunları yaptırırken acaba sonsuz, ebedi olan ahirete ilişkin korkularımız, endişelerimiz hayatımızda nasıl bir değişikliklere sebep oluyor.

 

Yaşantımıza bakarak acaba bizler gerçekten Allah’tan layıkıyla korkuyoruz diyebilir miyiz? Onun tehditlerinden ve azabının bizi yakalayıvermesinden endişe duyuyor muyuz? Yoksa Allah’ı hiç hatırlamayacağımız bir yere yani unutkanlığımıza mı hapis ettik. Eğer öyleyse Allahın sözüne kulak verelim. Tehtidinden korkalım.

 

“Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan (fasık) kimselerdir.” (Haşr Suresi, 19)

 

Allahtan korkan insan ne yapar? Nasıl davranır? Özellikleri nelerdir? Bir insanın Allahtan korktuğu nasıl belli olur? Allah bu hususta bizlere şöyle sesleniyor.

 

Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın; O'nun yolunda cehd edin (çaba harcayın), umulur ki kurtuluşa erersiniz. (Maide Suresi, 35)

 

İşte Rabbimiz diyor ki geçici dünya malının peşinden koşma, rızk endişesiyle tağuta ve bel'amlara boyun eğme, hiç ölmeyecekmiş gibi mallar yığma. Kuran’da ifadesini bulan İslam kardeşliğini canlandırmak ve hayat buldurmak için var gücünle çalış. Zamanını ve her anını Allah'ın rızası için harca. Dünyadan sadece bir seyyahın istifadesi kadar yararlan. Amacın Allah'ın dinini yaşamak ve yaşatmak olsun. Dünyalıklar elde edindiğinde değil, bir İslam rüknünü yayıp yaşattığında sevin. Dünya malını kaybettiğinde değil, Allah'ın bir emrini yerine getiremediğinde üzül. Öyle ol ki seni görenlerin aklına Allah gelsin. Allah Resulünün dediği gibi :”Mümin o kimsedir ki; görüldüğünde Allah’ı hatırlatır.

 

Evet kardeşlerim o zorlu gün gelmeden oraya ne yolladığımıza bakalım. Allah’tan gerçekten korkuyorsak bunu belli edelim ve emirlerini yaşayıp yaşatalım. İslamı yaşama konusunda saçma sapan mazeretlere sığınmayalım. Bir düşünürün dediği gibi:”Fakir ellerimizi birleştirelim”.İçten samimi olalım, dünyalık kaygılardan değil yalnız ve yalnız Allah'tan korkalım. Ahiretin  o  dehşetli gününde peygamber sancağının gölgesinde olanlardan olmak için ne olur bu dünyadayken ,henüz iş işten geçmemişken gelin dirilelim ve Allah'ı unutup ta onun da kendilerini unutturduğu fasıklardan olmayalım..Kinlerimizi , öfkelerimizi rahmanileştirelim.O soruyu kendimize bir kez daha soralım: ‘’ BİZ ALLAH'TAN GERÇEKTEN KORKUYOR MUYUZ?’’

 

İsterseniz konumuzu korku ile ilgili Kuran ayetleri ile sonlandıralım. Selam hidayete talip olanların üzerine olsun.

 

Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sakının, çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, her emzikli kendi emzirdiğini unutup geçecek ve her gebe kendi yükünü düşürecektir. İnsanları da sarhoş olmuş görürsün, oysa onlar sarhoş değillerdir. Ancak Allah'ın azabı pek şiddetlidir. (Hac Suresi, 1-2)

 

Ki onlar (o peygamberler) Allah'ın risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah'ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 39)

 

Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Haşr Suresi, 18)

 

... Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezası pek çetin olandır. (Bakara Suresi, 196)

 

... Allah'tan korkup-sakının ve gerçekten bilin ki, siz O'na döndürülüp-toplanacaksınız. (Bakara Suresi, 203)

 

... Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah herşeyi bilendir. (Bakara Suresi, 231)

 

... Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görendir. (Bakara Suresi, 233)

 

İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek ilah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır. (İbrahim Suresi, 52)

 

Gerçek şu ki, Rablerinden gayb ile (O'nu görmedikleri halde) içleri titreyerek-korkanlara gelince; onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ecir vardır. (Mülk Suresi, 12)

 

... Rablerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar. (Rad Suresi, 21)

 

Görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a yönelmiş' bir kalp ile gelen içindir. (Kaf Suresi, 33)

 

Ki onlar (o peygamberler) Allah'ın risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah'ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 39)

 

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Oysa onlara, başkaları[nın inançları] üzerinde gözetleyicilik görevi verilmiş değildir.Mutaffifin33

Kategoriler

Arkadaşlarım

feda
fadlan
eyrabbim
tapusuzkara
aydeniz02
tapusuz
ducanekoruyan
hubeyb33